Diğerleri

Yeni Reklamcılık: Doğan Görünümlü Şahin

İtiraf etmeliyim. Mesleğe olan inancımın sarsıldığı bir dönemdeyim. Sektörün işlevsel herhangi bir devrim veya evrim geçirebileceğine olan umudum da oldukça zayıf. Mark Earls’ün dediği gibi iyileşmenin ilk koşulu, sorunumuz olduğu gerçeğini kabul etmektir. İkinci koşulu da sanırım sorunu doğru tespit etmek. Zira biz yeniyi satabilmek için eskinin sorunlu olduğunu çok çabuk kabullendik. Ama sektörel hafızamız bizi ancak geçen senenin ödüllerine kadar idare edebildiği için sorunu doğru tespit edemedik.

Bu yüzden de bir süredir ne akademik ne de popüler bir kaynağa yaklaşmadım. Bu bilgi detoksunda da oldukça başarılıydım.

Çok zor değil üstelik. Öyle kendinizi odalara kapatmanıza veya teknolojinin her türünden uzak durmanıza gerek yok. Hayatınızı olduğu gibi sürdürebilirsiniz. Bilgi çağı deyip durduğumuz şey, elindeki çiviyi her derde deva zannedenlerin temcit pilavı gibi tekrarlayıp durduğu monologlara dönüştü.

Kimsenin sorusu yok. Herkesin cevabı var.

Garip olan cevapların anlamlı bir soruya karşılık gelmemesi. Neden beş adımda takipçi sayımızı artırmaya çalışıyoruz? Neden bu zor bela toplayıp durduğumuz takipçileri eğlendirmek, oyalamak, angaje etmek için yeni formatlar keşfetmeye çalışıyoruz? Neden tıklama oranlarını ölçüyoruz? Neden ürünümüz veya markamızla ilgilenmesini istediğimiz insanlara başka bir ürün hediye ediyoruz? Neyi ölçümlüyoruz? Önemli parametreleri mi ölçüyoruz, yoksa ölçebildiklerimizi mi önemli sayıyoruz?

Ve en önemlisi neden reklam öldü deyip duruyoruz? Yerine gelen Facebook paylaşımları, tweet’ler, uygulamalar, oyunlar hangi sorunu çözüyor?

İşin kötüsü burada 2009’dan beri hiç cevap yok.

Ben doğru sorulara inanıyorum. Gelişebilmek için önce doğru soruları sormamız gerektiğini düşünüyorum.

Bana mesleğimi sevdiren, tam 10 yıl sonra tekrar sevmemi sağlayan Atilla Aksoy’un 2005 yılında yayınlanan ‘Yeni Reklamcılık’ kitabı bilgi detoksumun sonunu getirdi. Önsözünden bir alıntı sanırım bugüne kadar burada sormaya çalıştığım bazı soruların çok da yersiz olmadığını gösteriyor:

Önce alıntı:

Özetle birşeylerin değiştiği apaçık. Biz ise bu gelişmelerden kısmen habersiz, kısmen ilgisiz bir gün ‘patlamasını’ bekliyoruz endüstrimizin. Bu gidişle patlaması zor. Dikkatli baktığımızda fitili koymayı unuttuğumuz ortaya çıkıyor. Peki ne yapmalıyız?

Yeniden belirteyim, elinizdeki kitap, hiç bir soruya kesin ve mutlak cevap verme iddiasında değil. Mütevazi hedefi, bu bulanık, kanımca ‘sığ ve vizyonsuz’ ortamda bu ve bunlar gibi gündeme getirmekten kaçındığımız ne kadar soru varsa su yüzüne çıkarmaktan ibaret.

Bu yüzden bugüne kadar burada hiç yapmadığım bir şeyi yapacağım ve bir öneride bulunacağım. Önerilen, sunulan çözümlere veya önerdiğiniz, sunduğunuz çözümlere 3 defa neden diye sorun.

Örneğin;

‘Facebook’ta yeni bir uygulama yapmalıyız.’

Neden?

‘Takipçilerimizi angaje etmeliyiz/Takipçilerimizi artırmalıyız’

Neden?

Angaman/Takipçi oranı önemlidir.

Neden?

…..

3 nedenden sonra ezbere bir kural gelmiyorsa ve bu kural öldü dediğimiz ‘geleneksel’ reklamcılığın hedeflediği gibi kitleye mesajını ezberletmeye/ulaştırmaya çalışmıyorsa en azından ‘yeni‘ bir şey yaptığınızı düşünebilirsiniz.

Ama DDB’nin Başkanı Keith Richard’ın söylediği gibi ‘reklamcılık en tutucu endüstrilerden biri’. Bizim yenilerimiz de ancak Doğan görünümlü Şahin kadar oluyor.

Yazar; Mehmet Özşafak

3/5 (1)

Lütfen yazıyı değerlendirin.

Etiketler

Mustafa Işık

Hoşgeldiniz size daha iyi içerikler üretmek, profesyonel anlamda size faydalı haberler çıkartmak için çalışıyoruz ve buna profesyonel anlamda devam edebilmemiz için reklam kazancına ihtiyacımız var. Lütfen Adblock vb. reklam engelleme uygulamalarını bizim sitemizde kullanmayın. Unutmayın tek gelir kaynağımız reklam tıklamalarıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close

Reklam Engelleyici Kapatın!

Size daha iyi hizmet verebilmemiz ve de daha kaliteli içerikler oluşturabilmemiz için reklam gelirlerine ihtiyacımız var.

Send this to a friend