Türk Atalarım Anadolu’ya Nasıl Girdi?

0
93
Türk Atalarımız Anadolu

{ Tıpkı Efialtes gibi, vatan haini olmuş şahısların-insan demeye dilim varmıyor- teşebbüs ettiği, başarısız 15 Temmuz Darbe Kalkışması’na binaen, Türk ırkının kutlu üyelerinden Selçuklular’ın Anadolu dolaylarını nasıl vatanımız haline getirdiğini anlatığım içeriğim. Biz Türkler, aşağıda adı geçen atalarımızın kanlarını taşıyoruz… Onları hatırlayalım! }

Aga, ben öyle militarist bir adam değilim: önce onu söyleyeyim. Mamafih, atalarımın başarılarını, dertlerini bilir ve onlara layık olmaya çalışırım. Hayatımdaki gayelerin en yücesi budur. Lütfen, içeriğe bu açıdan bakın. Başlayalım mı? 🙂

Türk Yurdu Kutlu Anadolu, bin sene evvel Çağrı Bey’im tarafından ileri fütuhata nail olmuş bir sergüzeşt ile keşf eylenirken, kim bilebilirdi ki, üzerinde yaşadığımız toprakların bütünüyle bizim olabileceğini? Nitekim, yüzyıl dahi geçmemişken Anadolu’da, adımız duyuluyor, tekfurların kalbine korku salıyor idik. Hepimizin malumu olduğu üzere, Büyük Selçuklu Hüküdümdarı’mız Büyük Türk Alp Arslan, 26 Ağustos 1071 yılında Malazgirt, Rahve Ovası’nda Bizans’a galip gelmiş ve bugünkü evimizde kiracılık sözleşmesini yırtma konusunda büyük başarı sağlamış,  Türkiye ‘nin temellerini atmıştık. Bu sebeple şu görsele bakmanızı istiyorum, dikkat ediniz:

Selçuklu devleti haritası
Büyük Selçuk Devleti Haritası

Görselin Kuzeydoğu istikametinde göreceğiniz üzere, orada bulunan Oğuz Yabguluğu’nda yaşamlarını sürdüren, Kınıklar, -adı hep yaşasın- Dukak oğlu  Selçuk  önderliğinde 10. yüzyılın sonlarında belini doğrultma imkanı buluyor ve lütfen dikkat edin, çok zaman geçmeden Atam Selçuk’un torunu Tuğrul ve Çağrı Beyler’im 1040 Dandanakan Muharebesi ile Gazneli Mesud’u yenilgiye uğratıp Horosan, İran istikametlerinde ‘belirleyici güç’ haline geliyorlar. Hacım, burada görülmesi gereken şey: bence inanmışlıktır. Çünkü Dandanakan, bir milad oluyor ve bugün Büyük Selçuklular olarak bildiğimiz, şanlı Türk devletlerinden birine tarih sayfa açıyor. Peki daha sonra ne oluyor?

30 sene kadar süre geçer geçmez, Çağrı Bey‘in izinden giden Selçuklular, başta da söylediğim gibi, Anadolu topraklarını 1071 yılında, bir daha geri vermemek üzere, sonsuza kadar mülkleri yaptılar. Atamız  Alp Arslan : bize ebediyen yaşayacağımız bir vatan, emanet etti. Size bir önerim var, hissetmeye çalışın, atlarımızın sesini duyuyor musunuz? Bize bin yıl evvelden sesleniyorlar. Ben duyabiliyorum. Hatta, görebiliyorum da… Kağanımız ‘ileriyi’ ulaşılması gereken ‘ideal’ yeri gösteriyor ve herkes yüreğinde devasa bir inanç yeşertiyor. Bu inanç öylesine kapsamlı ki, kalplerin coşkusuna bir süre sonra düşünceler de katılıyor. Allah, aşkına! Gördüğüm şeyler öylesine sevinç verici ki! 🙂

Sizce düşüncesi, hal ile tavırları Asya’nın bozkır ikliminde yeşermiş Türkler-Selçuklular-: oturdukları yerde, öylece boş boş duracaklar mıydı? Tabii, durmadılar. Eğer kendinizi, atalarımızın o zaman ki yaşam biçimlerine adapte edebilirseniz, göreceksiniz ki, bu muhteşem bir özgürlük, aynı zamanda büyük sorumluluk meydana getirir. Nasıl mı? Otlatmanız gereken sürüleriniz var, mensubu olduğunuz bir boy ve ona karşı ciddi sorumluluklarınız var. Dışarıyı keşfediyorsunuz ve size diş bileyen diğer boylar, başka milletler var. Hem yolunda giden bir düzen, hemde keşmekeş ikisi bir arada yaşamınıza hakim. Bu hal, bir süre sonra sizi birleşmeye, federatif bir yapıya: ardından ise merkezi bir yönetime iter.

Esasında, Asya’nın tabiatı insana özgürlük, rahatlık ve alabildiğine seyahat hissi verir. Toprağın yapısı, bozkır kültünün etkisi ve bitmek bilmeyen yarı-çorak düzlükler, ovalar birbiri ardına sıralanır; haliyle bu tip bölgede yaşayan birinin, dışarıya kapalı bir hayat sürmesi beklenemez. Onlar için yeni yerler, farklı hayatlar görmeyi amaçlaması; en önemlisi yeni deneyimler yaşamak istemesi tabii bir ihtiyaç haline gelecektir. Düşünün, önünüzde düz, sonunu göremediğiniz genişlikler var; ince çimenler ayaklarınızı gıdıklıyor ve Tanrı Dağları yanınızdan geçen; suların sıçradığı çayırı ile sizi kendine çağırıyor. Durabilir miydiniz? Türkler, hiç bir zaman soluklanmayı düşünmediler. Bu nedenledir ki,  Gök Tengri  inancını sadece bir anı ve geleneksel bağ olarak kalplerine yerleştirip, Asya’ya sırtlarını döndüklerinde dahi, ruhlarının bağımsız gücü ordular yenmeye, başarılar kazanmaya, İslam bayraklarını ‘ileri harekatlar’ ile kafir yurtlarına taşımaktan bir an için bile vazgeçmediler.

Selçuklular’ın Çift Başlı Kartalı – {By Mevlüt Kılıç – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=30516511}
5/5 (2)

Lütfen yazıyı değerlendirin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here