Edebi Şeyler

Kedileri ve Köpekleri Severken Diğer Canlıları Neden Görmezden Geliriz?

“Aşırı hız yine can aldı”
Pek de olumsuz bir tepki vermezsiniz galiba çoğunuz bu paylaşıma şahsen ben de vermem.
Peki burada söz konusu olan bir arı değil de orangutan ya da kedi olsa, yine bir hayvanın ölümü üzerinden mizah yapılmasına sessiz kalır mıydınız? Hiç ama hiç sanmıyorum.Bir yangında can vermiş bir köpek cesedi koyup altına “alın size hot dog” diye bir espri yapsam,muhtemelen gözlerinize inanamazdınız, haklı olarak beni linç ederdiniz.
Peki madem hepsi hayvan, neden farklı tepkiler veriyoruz canlıları farklı önem sırasına göre mi diziyoruz?

Her şeyden önce bu yaptığımız doğru mu, bu da bir çeşit ayrımcılık sayılabilir mi? Hepsi canlı ve hepsi hayvan sonuçta.

Her bir canlı türüne vereceğimiz tepkinin dozu farklı; bir bakterinin ölümünü umursamayız bile,bir hamam böceğinin ölümüyse çok az önemlidir.Çünkü hepsine farkına varmadan bir değer biçmişizdir.Bir balığa üzülürüz belki ama bir serçe kadar değil.Bir tavşanaysa serçeden daha çok üzülürüz.En çok değer verdiklerimiz de memelilerdir.En başa koyduğumuz,ölümüne en çok üzüleceğimiz memelilerse sadece kedi ve köpek gibi insan türüyle binlerce yıldır beraber yaşayan günlük hayattaki dostlarımız değil; bu listede primatlar da var.Bir babunun timsah tarafından yakalanıp parçalanarak öldürüldüğünü hatırlıyorum,uzun süre kendime gelememiştim.

Asıl soruysa şu; bu değer sırasını oluştururken kullandığımız temel kriter ne,bu türlerin bize genetik yakınlıkları; diğer bir değişle evrim ağacındaki akrabalık derecesi mi?

Gerçekten de biraz önce bahsettiğimiz hayvanları baştan sona düşündüğümüzde bakteriden primata hepsinin bize olan yakınlığının verdiğimiz değerler birebir örtüştüğünü görürüz.En yakın akrabalarımız memeliler, aslında farkına varmasak da en çok değer verdiklerimizdir,denizdeki canlılar içinde en değer verdiğimiz hayvanlar olan yunuslar,foklar bile birer memelidir.Tüm türleri tek tek düşünün,bunun hemen her seferde doğru olduğunu göreceksiniz.

Yoksa kullandığımız kriter genetik ya da akrabalık değil de “zeka” mı?

Öyle ya,bu türleri yine tek tek düşünün,yine bakteriden böceğe,balığa,kuşa,memeliye kadar hepsini inceleyin; verdiğimiz değer ve zekanın da yine birebir örtüştüğünü göreceksiniz.

Aynı şekilde bu listeye bitkileri ve tüm canlı organizmaları da dahil edebilirsiniz.Elbette söz konusu canlının acıyı hissedebilmesi gibi kriterler de var,ama görünen o ki öne çıkan iki aday zeka ve akrabalık.

Bu iki ihtimalden hangisinin doğru olduğunu anlamak çok zor,çünkü evrim ağacında bize olan yakınlıklarıyla zeka düzeyleri de birbiriyle örtüşüyor.Cevabı öğrenmek için belki de şöyle sorular sormamız gerekecek; bir şempanze kadar zeki bir hamam böceğinin ölümüne mi daha çok üzülürsünüz,yoksa hamam böceğinin zekasına sahip bir şempanzeye mi?

Eğer bu problemin cevabı genlerse,bu Dawkins’in yakın genlere sahip bireylerin birbirini koruma eğilimine dair teorisinin,aslında türler arasında da gerçekleşebileceği anlamına gelecektir.

Kullandığımız gerçek kriter hangisi sizce; genler ve akrabalık mı, yoksa zeka mı?

4.8/5 (5)

Lütfen yazıyı değerlendirin.

Beğen
Beğen Aşık Oldum Kahkaha Attım Şaşırdım Üzüldüm Ayar Oldum
Etiketler

Mustafa Işık

buraya en yakın zamanda hakkımda birşeyler yazacağım bunu yazana kadar sizde biraz merak edin değil mi kim lan bu diye :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close