Edebi Şeyler

Arananlar Bir Yoldadır ve Yollar Süprizlerle Doludur

“Arayanın başı dertte, aklı karışıktır. Temel sorunu kavrayamamıştır…” diyebilirsiniz. Belki sahiden öyledir. Gene de katıldığımı söyleyemeyeceğim. Neden mi? Yaklaş değerli dostum nedenini söyleyeyim.

Gerçeği arayan; güdülemeyen koyun, istenmeyen tüydür. Eleştirel bakandır. Rasyonel ve analitik düşünendir. Mor inektir, muhaliftir, sorgulayandır. Aza değil, eşitsizliğe ve adaletsizliğe kanaat etmeyendir.

Aklın karışık olması zihnin saat gibi tıkır tıkır çalıştığını gösterir. İyidir, olması gerekendir. Hele ki, nabzı içinde bulunduğumuz toplumun mutlak düşüncesine göre atan; sözüm ona sanal kahramanların, ahlak bekçilerinin, şiddetle yoğrulmuş ve içine öfke baharatları serpilmiş beyinlerin, tv koliklerin, tüketim koliklerin, militarist kafaların, “daha eşit” diplomatların, hukukçuların ve benzerlerinin pili bitmiş saatlerinin yanında vitrinde duran bir RoIex marka saat gibidir. Bilirsiniz, tüm ışıklar üzerinde toplanmıştır ve gözlerinizi kamaştırır. Elbette fazla ışık aramayan/sorgulamayan bilinçte rahatsızlık uyandırır. Hep uyandırmıştır. Çünkü, genel olarak insanoğlu yöneticilerinin koşullayışı, sömüren ve köleleştiren sistemin dayatmaları ve toplum baskısı gereği aramayı, araştırmayı ve sorgulamayı bırakmış, kafa karışıklığına sebep olup düşünmesini sağlayacak tüm etkenlerden uzaklaşmış ve biat etme eğiliminin bataklığına saplanmıştır. Başlıca bu sebeplerden dolayı, kişi başkalarının ama en çokta kendi gölgesinin ardına saklanmayı bir çeşit korunma yöntemi gibi görmüş ve uygulamıştır. Dolayısıyla geçmişte de defalarca ışığı söndürmeye teşebbüse yönelmiştir. Bunların bazılarını gerçekleştirmiş, bazılarına ise engel olamadıkları gibi daha da güçlenmesine sebep olmuşlardır. Üzerlerine yöneltilecek en ufak bir ışık huzmesi, vücutlarına savrulmuş bir kılıç hamlesi gibi keskin ve kararlı bir şekilde yol alırken aniden üzerine inip bedenini saran karanlık çarşafı yırtarak tüm benliğini açığa serecektir. Korkularının en büyük sebebidir. Kişi olacakları bilir, çıplak ve savunmasız kalacaktır. Aslında kendiyle yüzleşecek ve cesareti varsa yeniden başlayacaktır.  Fakat egosuna yenilirse çözümü ışığı söndürmekte bulacağına olan inancına daha sıkı bağlanacaktır.

Peki bu pasif, aklı hiç karışmayan bilinç topluma nasıl nüfuz ediyor? Çoğu zaman sistematik olarak toplumun yönetici kadrolarının eğitim müfredatının içeriğine olumsuz müdahalesi, içeride ve dışarıda yürüttüğü politikalar, inanç sömürüsü, ve medya gibi araçlarla toplumu edilgin olmaya mecbur bırakmasıyla veya bu etkilere maruz bırakılıp kişinin farkında olmadan tercih etmesiyle. Hem nasıl farkında olabilir ki, aymazlık içindeyken?… Dolayısıyla kişi edilgin yapısının bedelini de hep zihninin kuytularında hapsolarak ödemiş, ödüyor ve maalesef görünen o ki ödemeye de devam edecek…

Benlik hamdır, birazda korkaktır. Maskeler ve gölgeler ardında mevcudiyetini sürdürerek sığ sularda yüzmeye meyillidir. Mevcut endişelenin dışında kalmanın getireceği olumsuzluklar (ötekileşme) korkusuyla sürüye uymayı bir çıkış yolu olarak benimser ve sorgulamaya, arayışa yönelmeye hatta kafasının karışmasına neden olacak her türlü düşünsel ve eylemsel faaliyetten korku duyar. Kişi sürü psikolojisiyle yanlış ile doğru arasında ki kararı çevresinin şekillendirmesine izin vermesi neticesinde sonucu olduğu gibi kabul eden ilkel benliğine sığınır. Oysaki suyun derinliklerine inmek, ışığın benliğimizi aydınlatıp, fikirlerimizi ısıtmasına fırsat vermek birey olmanın en belirleyici nitelikleri değil midir? Birazcık merak, bir parça cesaret ve makul düzeyde öz güven yeterli olacaktır. Ben yeni ya da farklı bir şey söylemiyorum. Risk almadan yükseklere tırmandırmıyorlar.

Akıl karışacak, sorular beynine bir çengel gibi saplanıp acı verecek, düşüncelerin girdabında savrulup kendini atacak bir kara parçası arayacaksın. Doğrulmaya çalışacaksın ama sarhoşluğun tesiri altında olacaksın. Bekleyeceksin Yine bekleyeceksinVe tekrar bekleyeceksin, ta ki tortular dibe çökene kadar… Sonra ayılacaksın ve geçirilecek süreç benliğe yeni bir boyut kazandıracak. Evet, bu olacak ve bu kaçınılmaz bir değişim. Tabi ararsan…

4/5 (1)

Lütfen yazıyı değerlendirin.

Beğen
Beğen Aşık Oldum Kahkaha Attım Şaşırdım Üzüldüm Ayar Oldum
Etiketler

Mustafa Işık

buraya en yakın zamanda hakkımda birşeyler yazacağım bunu yazana kadar sizde biraz merak edin değil mi kim lan bu diye :)

1 thought on “Arananlar Bir Yoldadır ve Yollar Süprizlerle Doludur”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close